21 Mayıs 2012 Pazartesi

Kwai Köprüsü (Yön: David Lean)



Kwai Köprüsü'nü 2 DVD lik özel koleksiyon baskısından seyretme imkanı buldum. Filmin kadrosuna baktığımızda Üçüncü Adam'dan hatırladığımız William Holden'ı ve BBC Mini dizisi "Tinker, Tailor, Soldier, Spy" dan hatırladığımız Alec Guinness'i başlıca rollerde görüyoruz.

Film, çoğunluğu İngiliz askerlerden oluşan esirlerin bulunduğu, Japonların yönettiği bir  kampta geçiyor. Kamp, o günkü adı ile Siyam, bugünkü adı ile Tayland'daki Kwai Nehri'nin hemen yakınında, esirleri kullanarak nehrin üzerine raylı bir köprü inşa etmek üzere kurulmuş. 

Kampın yöneticisi Japon subayın tek amacı köprüyü zamanında yetiştirebilmek, aksi halde Seppuku ya da Harakiri yaparak intihar etmesi gerekiyor. Bu sebeple, Cenevre Sözleşmesi'nin aksine esir subayları da çalışmaya zorluyor. Fakat İngiliz komutan (Alec Guinness), sözleşmeye aykırı olduğu gerekçesi ile buna izin vermiyor ve Kamp yönetimi ile arasında mücadele başlıyor. Sonrasında kendi dediğini gerçekleştirdiğine ve köprü inşaatını en iyi şekilde gerçekleştirmeyi kendine görev edindiğine şahit oluyoruz. Böylece varlığı için bir sebep ve askerlerinin birliğini sağlamak için bir araç edinmiş oluyor. Bu süreçte kampta bulunan, Amerikalı esir (William Holden) firar etmeyi başarıyor. Sonrasında subay kılığına girmiş olan Holden'ın aslında sadece bir temizlik görevlisi olduğu ortaya çıkınca İngiliz sabotaj timi ile yeniden kampa dönerek köprüyü imha etme görevini kabul etmek zorunda kalıyor. 

Filmin sonu beklenen, ama bazıları için sürpriz olacak şekilde bitiyor.
DVD'de güzel haritalar v.b. zengin içerik bulunuyor, ilgilenenlerin hoşuna gidecektir.




14 Mayıs 2012 Pazartesi

Can Dostum-Intouchables

Can Dostum- Klasik bir formülün kullanıldığı en son örnek

Yönetmen: Eric Toledano Olivier Nakache



Film güzel, hafif bir seyirlik, ama sinema adına bir yenilik ifade ettiğini söyleyemem. Klasik formülleri kullanan, Amerikan esintili bir Fransız filmi. Sinemayla biraz da olsa ilgili olan herkes, Yağmur Adam ve Kadın Kokusu filmlerini seyretmişlerdir diye tahmin ediyorum. Yağmur Adam, Dustin Hofman ve Tom Cruise ikilisi üzerine kuruldur, Tom Cruise bir şekilde otistik abisi Dustin Hofman'a kalmış olan mirası ele geçirmek için onu yanına almaya kalkan kardeş rolündedir. Kadın Kokusu, Al Pacino ve Chris O'Donnell ikilisi üzerine kurulmuştur. Chris O'Donnell bir şekilde Al Pacino'nun canlandırdığı "ama" karakter ile etkileşime geçen genç rolündedir. Kadın Kokusu, çoğu kişinin aklında Carlos Gardel'in Por Una Cabeza'sı eşliğinde pekte başarılı olmasa da Al Pacino'nun yaptığı tango ile yer etmiştir. Can Dostum'da ise, Philippe (François Cluzet) yatalak zengin karakterken, Driss (Omer Sy) ona bakmakla görevli Senegal göçmeni, bir varoş gencidir ve neredeyse sıfır genel kültüre sahiptir.
Dikkat edildiğinde üç filmde de yaklaşık olarak aynı formülün işlediği görülür, bir şekilde fiziksel ya da zihinsel bir özürü olan yaşça daha büyük bir karakterle, tecrübesi daha az, daha genç, sağlıklı bir karakterin ilişkisi üzerine kurulmuşlardır. Ek olarak filmler benzer klişeleri de içermektedir. Benim hatırladığım kadarı ile her üç filmde de hızlı spor ya da klasik bir arabanın olduğu sahneler var. Yağmur Adam'da bu araba bir Buick'ken, Kadın Kokusu'nda Cadillac, Can Dostum'da ise bir Maserati'dir. Bu hızlı arabalar, bir şekilde aracın reklamı olurken aynı zamanda karakterlerin engellerinden kurtularak özgürleşmelerini de simgeler.

Can Dostum'da yüzeysel de olsa varoş yaşantısının gerçeklerine de değinilmiş. Hafif, eğlendirici bir seyirlik, gerçekliğe gözünüzü kapadığınızda kabul edilebilir.

 

Gökhan T.